ANONİM VE LİMİTED ŞİRKETLERİN KARINI SERMAYEYE EKLEMESİ
VE SONUÇLARI


Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere, Anonim ve limited Şirketlerde 1999 yılı karlarından

vergi ve kanuni yedekler ayrıldıktan sonra kalan net karlarından, TTK göre veya ana sözleşme
hükümlerine göre ödenmiş sermayesi üzerinden dağıtılması zorunlu birinci temeddüden arta kalan

bakiye karlarını dağıtıp dağıtmamak, sermayeye eklemek hususu anonim şirketlerde genel kurulun,
limited şirketlerde ortaklar kurulunun takdir ve yetkisindedir.


Anılan kurulların karın sermayeye eklenmesine karar vermesi halinde veya bu konuda irade ortaya
konulması halinde , 193 Sayılı GVK nun 94,96,98 maddeleri çerçevesinde sermayeye eklenecek

kardan stopaj gelir vergisi doğmamaktadır.


Müşahade ettiğimiz kadarıyla, Anonim ve Limited şirketlerin kar dağıtımından doğacak % 15

stopaj gelir vergisi ve bunun % 10 u stopaj Gelir vergisi fon tarhiyatı yükünden kurtulmak saiki
ile. genelde bilanço pozisyonlarındaki dağıtılabilir net karının dağıtılmamasına ve sermayeye

eklenmesine karar verilmesi şeklindeki uygulamanın yaygın olduğudur.


İşte bu noktada vergileme adına anonim ve limited şirketin pay sahibi olan gerçek kişisi veya diğer

tabirle gercek kişi ortağı 193 SGV Kanunun 75 ci maddesi kapsamında vergi sorunu ile karşı

karşıyadır.Maliye bu konu ile ilgili yayınladığı Gelir Vergisi Genel tebliği ile karın sermayeye
eklenmesinin "... ELDE EDİLMİŞ MENKUL SERMAYE İRADI..." olacağı yolundadır


Anılan tebliğ hükümleri nazara alınır ise, 1999 yılı karlarını 2000 yılında muhtasar beyanname
vermeyerek sermayeye ekleyeceğini bildiren anonim ve limited şirketlerin bu iş1emleri

Belki; bu şirketin yetkili kurullarının yaptığı bu işlemden haberi bulunmayan anonim veya
limited şirketinin ortağı ve pay sahibi olan gercek kişisini, bir anda MENKUL SERMAYE iRADI

Mükellefi YAPMAKTA ve anılan kişileri diğer bir tabirle "... POTANSİYEL VERGİ
YÜKÜMLÜSÜ........." konumuna sokmaktadır.


Anılan Gelir vergisi genel tebliği 193 SK nun lafzına ve ruhuna uygun mudur?
Bize göre tartışmalıdır ve uygun değildir.

Çünkü vergilemede kanunilik ilkesi açıktır.Burada maksat yasa koyucunun bu konudaki vergileme
iradesinin açıkça yazılı olmasıdır. Halbuki 193 SGVK nun 75.ci maddesinde ve menkul sermaye

iradi ile iigili bölümünde açıkca yazılı olmadığı gibi, karın sermayeye eklenmesinin kar dağıtımı

sayılmayacağına ilişkin de yasa hükmü vardır.


idare uygulaması kıyas, istidlal ve yoruma dayalıdır. Bu gerekçe ile tebliğ ile ortaya konan idare

uygulamasının tartışmalı olduğu düşüncesindeyiz.


Ne var ki Maliye tebliğ uygulamaya yön vermektedir ve uyulmaması mükellefi cezai yükümlülük
altına sokmaktadır.Bu nedenle karın sermayeye eklenmesi anılan tebliğ karşısında mükellefi
menkul sermaye iradı yükümlüsü yapmaktadır.


Sayın Doc .Dr. Şükrü Kızılot hocamızın tabiri ile, idare;"... KARI SERMAYEYE EKLEME
VERGİSİ ..." almak istemektedir.


Bize göre bu konudaki yasal bozuklar ve çelişkiler giderilmelidir. Bu konu Ticaret Odamız

vasıtasıyla TOBB iletilmiştir, Ancak hala bir gelişme yoktur. 2001 yılı Mart ayı da
yaklanmaktadır.Bu konuda uygulamanın nasıl olacağı açıklığa kavuşmaz ise, önerimiz anonim ve
limited şirketin ortağı gerçek kişisinin anılan tebiiğ hükmüne göre tevkifatsız elde ettiği menkul

sermaye iradına ilişkin beyanname verirken, buna ilişkin menkul sermaye iradı beyannamesini
ihtirazi kayıtla vermesi ve tahakkuk fiilinin kesildiği tarihten itibaren de Otuz gün içinde yargı

denetimi yönüyle konuyu somut norm denetimi yönüyle vergi mahkemesinden geçirmesidir.


Buradan çıkacak karar ve içtihatlar karın sermayeye eklenmesinin elde edilmiş menkul sermaye
iradımıdır sorusuna açıklık getirecektir.

Saygılarımızla
Mustafa DÖNMEZ
Gediz Ticaret ve Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Bşk.