GEÇİCİ VERGİ YOLU İLE VEYA STOPAJ YOLUYLA
KESİLEN VERGİLERİN MAHSUBU VE MAHSUP
SONRASI KALAN VERGİNİN İADESİ


Kamu maliyesinin bazı vergi türlerinde vergilendirmede niahi vergileme döneminden öncesinde
nihai vergilendirmede mahsuplaşmaya esas olmak üzere bir yerde avans mahiyetinde
nitelenebilecek bir yerde de nihai vergileme olarak nitelenebilecek bir uygulama ile
vergilendirme işlemleri söz konusu olmaktadır. Buna örnek, geçici vergi uygulaması, tevkif
suretiyle alınan vergilerin bazıları, vergi sorumlusu sıfatıyla yapılan tevkifat uygulamaları vb
gösterilebilir.

Örneğin geçici vergi ödemelerinde veya stopaj yolu ile yapılmış tevkifatlarda Gelir Vergisi
Yasasının 121.ci maddesine göre mükellefler tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihten itibaren
mahsup fazlası red ve iade edilmesi gereken verginin iadesini veya başka muaccel vergi
borçlarına mahsubunu isteyebilirler.

14.10.1991 tarih ve 21021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yeniden düzenlenen
Devlet Harcama belgeleri Yönetmenliğinin 52'inci maddesinde de mükellefler tarafından mahsup
fazlası ve nihai vergilendirmede artık mahsup imkanı kalmamış vergilerin idareden red veya
iadesi talep edilmesi halinde, her yıl genellikle bütçe kanununa konulan hükümle veya özel
kanun ile, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünce alt sınır olarak belirlenen miktarın
altında kalan meblağın iadesinde alt sınır altında kalan tutarın inceleme raporu beklenmeksizin,
bankalara yapılan ödemelerden kesilen vergilerde ise, bu vergilerin ilgili saymanlığına
yatırıldığına ilişkin belge aranmaksızın süresiz ve şartsız bankan teminat mektubu karşılığında
iade edileceği belirtilmiştir.

Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğüne, sermayelerinin yüzde 51 veya daha fazlası
kamuya ait kuruluşlara yapılacak iadelerde ise teminat aranmadan iade yaptırma yetkisi ve tam
mükellefiyete tabi gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, bankalarca yapılan ödemelerden
kesilen vergilerin iadesinde, bu vergilerin saymanlığına yatırıldığına ilişkin belge aranmadan iade
yaptırma yetkisi verilmiştir.

Tevkif yoluyla kesilen vergilerin nihai vergilendirme sırasında yapılan mahsup sonrası kalan ve
mahsup imkanı kalmamış bakiye meblağ olarak kalan kısmının nakden ve/veya mahsuben iade
edilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin, vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesince
yatırılmış olması on koşuldur. Yani; tahakkuka dayalı mahsup söz konusu ise iade söz konusu
olmayacaktır. Mükellefler mahsup sonrası bakiye kalan ve iade edilmesi söz konusu olacak
vergilerin ilgili vergi dairesine sorumlusu tarafından yatırılmış olduğunu gösterir bir belgeyi ilgili
vergi dairesinden almak suretiyle, iade veya mahsup konusuna dair yaptıkları başvuru talep
dilekçelerine eklemeleri mevzuat gereğidir.

Bankalara yapılan ödemeler ile tam mükellef gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bankalarca
yapılan ödemelerden kesilen vergilerin iadesine ilişkin taleplere söz konusu vergilerin ilgili vergi
dairesine yatırıldığına dair belge eklenmesine gerek bulunmamakta, bu şekilde geçmişte
ödenmiş tevkifata dayalı veya avans mahiyetindeki mahsuba esas vergi ödemelerinin söz
konusu olduğu vergi iade taleplerine ise, vergi kesintisinin yapıldığını ve bankaya ödendiğini
gösteren bir belgenin eklenmesi yeterli olacaktır.

Vergi iadesi yapılması söz konusu olacak vergi tevkifatının193 Sayılı yasa kapsamında beyana
konu olmuş kazanç unsurlarından, ücret veya serbest meslek kazancından doğan bir iade
talebinin yapılabilmesi için idarenin anılan vergi türü ile ilgili olarak stopaj yolu ile kesintiyi
yapan ve muhtasar beyanname ile beyan edildiğine dair sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren
ilgili saymanlıktan alınan tahakkuk fişi ve vergi ödeme belgesini düzeltme dilekçesine eklemesi
gerekmektedir.

1 Mart 2001 Gün ve 24333 sayılı Resmi Gazete" de yanıtlanan Maliye Bakanlığı Gelirler genel
Müdürlüğünce neşrolunan 241 seri no.Iu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde konu ile ilgili olarak
aşağıda belirtilen tebliğ düzenlemelerine yer verilmistir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
gereğince yıllık beyanname veren mükelleflerden, beyannamelerinde ücret, serbest meslek
kazancı veya gayrimenkul sermaye iradı bulunan mükelleflerin. bu gelir unsurları nedeniyle
tevkif suretiyle kesilen vergileri öncelikle beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisine
mahsup edilecek, bu mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsubu talep
edildiğinde ise, mükellefler yıllık beyannamelerine; Tevkif yapan vergi sorumlularının adı, soyadı
veya unvanı'nın, bağlı oldukları vergi daireleri ve hesap numaralarının, Tevkifata esas alınan
brüt tutarlarının, Tevkif edilen vergi ve varsa fon payının, Tevkifat yapılan vergilendirme
dönemlerinin, gösterildiği bir icmal tablosunu imzalayarak ekleyecekler ve mahsuben iade
talepleri bu tabloya göre yerine getirilecektir.

Belirtilen gelir unsurlarından tevkif suretiyle kesilen vergilerin yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan gelir vergisine mahsup edildikten sonra kalan kısmının nakden iadesi talep
edildiğinde ise, yıllık beyannamelere yukarıda içeriği açıklanan icmal tablosundan başka,kesilen
vergilerin vergi sorumlusu adına tahakkuk ettirildiğini gösteren ilgili saymanlık yazısının onaylı
birer örneği eklenecektir. Aynca yıllık gelir vergisi beyannamesinde yukarıda sayılan gelir
unsurlarını beyan eden mükelleflerin, bu gelir unsurlarından tevkif edilen vergileri yıllık
beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup ettikten sonra, kalan kısmı için hem
mahsuben iade,hem de nakden iade talep etmeleri halinde, kesilen vergilerin tamamı için bu
vergilerin vergi sorumlusu adına tahakkuk ettiğini gösteren ilgili saymanlık yazısının tasdikli
birer örneği aranacaktır. Ücret, serbest meslek kazancı veya gayrimenkul sermaye iradı elde
eden mükelleflerin yukarıda açıklanan şekilde yerine getirilen mahsuben veya nakden iade
taleplerinin gerçek olmadığının veya yanıltıcı olduğunun tespit edilmesi halinde,iade edilen
vergiler bakımından vergi ziyaı, doğmuş, sayılacak ve Vergi Usul Kanununun konuyla ilgili cezai
hükümleri uygulanarak bu vergilerin tahsili yoluna gidilecektir.

Yine; 193 Sayılı Gelir Vergisi Yasasının 42'nci maddesi kapsamında mükellef olanlardan
birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işlerinde kar veya zarar,işin bittiği yıl
kati olarak tespit edilir ve tamamen o yılın geliri sayılarak vergilendirilir.

Biten işlerle ilgili olarak bu şekilde yapılacak vergilendirmede.söz konusu işler nedeniyle alınan
istihkaklardan tevkif yolu ile kesilen vergilerin, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden
mahsubu sonucu kalan bir tutarın bulunması halinde, bu tutarın mükelleflere red ve iade edilmesi
gerekir. Bu durumda mahsuplar sonunda kalan ve tutarı 15.0O0.0O0.00O TL.'den az olanların
tamamı teminat aranmaksızın ve inceleme yapılmaksızın iade edilmesi gerekir.15.000.000 000
TL.'yi aşan vergilerin tamamı ile fazlasının yüzde 30'u teminat aranmaksızın ve inceleme
yapılmaksızın red ve iade edilir. Arta kalan tutar ise mükellefin talebi üzerine süresiz ve şartsız
banka teminat mektubu karşılığında inceleme raporu beklenmeksizin red ve iade edilir.
Sermayenin yüzde 51'i veya daha fazlası kamuya ait olan kuruluşlara yapılacak iadelerde teminat
mektubu aranmayacak, ancak bu kuruluşlara yapılan iadelerle ilgili olarak inceleme yapılacaktır.
Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden
mahsup edilen ve mahsuplar sonunda arta kalan tevkif yoluyla kesilen vergilerin, mükelleflerin
kendilerinin diğer vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iade yapılması da mümkündür.
Mahsuben iadelerde de nakden iadelerde olduğu gibi işlem yapılması gerekir. Mükelleflerin
mahsup taleplerinin hüküm ifade edilmesi için, bu konuya ilişkin olan dilekçelerine yazımızın
yukarıda kısımlarında yapılan açıklamalarda izah edilen şekilde türden belgelerin eklenmesi
gerekir. Bu belgelerle birlikte yapılan mahsup talepleri,dilekçenin vergi dairesi kayıtlarına
girdiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve mahsup bu tarih itibariyle yapılmış sayılır. Bu
tarihten İtibaren, mükelleflerin iade olunacak alacaklarından mahsubunu talep ettikleri vergi
borçlan için gecikme zammı uygulanmaz. İdarenin uygulaması bu şekildedir.

Ancak konuya Yüksek Yargının bakışı ise farklıdır. Örneğin; Vergi Dairesinde mahsup
sonrası iadesi yapılması gereken vergi alacağı olan bir vergi mükellefi vergi incelemesi geçirse,
ve bu mükellefe matrah farkı çıksa, sonuçta aynı türden veya farklı türden vergi ve ceza
uygulaması söz konusu olsa, mükellefe bu şekilde çıkarılan vergi farkından, vergi dairesinde
mahsup imkanı olan ve idarede bulunan vergi alacağı kadar olan kısma gecikme faizi ve
gecikme zammı uygulanmayacağına ve bu şekilde yapılan tahakkuk ile alınan gecikme faizi ve
zammının iadesi gerektiğine hükmetmiştir. onu ile ilgili Yerel Mahkeme kararı ve Yüksek
Danıştay kararı özel arşivimizde mevcuttur.

Yine, Gelir Vergisi Kanununun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44"üncü maddelerine
güre yapılacak iadelerden yukarıda belirtilenler dışında kalan iade işlemlerinde 2.000.000.000
TL.'nin üstünde olan iade işlemlerinde ise, bu miktarın üzerindeki tutar,süresiz ve şartsız
banka teminat mektubu karşılığında inceleme raporu beklenilmeksizin iade
edilecektir. Sermayesinin yüzde 51'i veya daha fazlası konuya ait olan kuruluşlara yapılacak
iadelerde, teminat mektubu aranılmayacaktır. Ancak bu kuruluşlara yapılan iadelerle ilgili olarak
inceleme yapılacağı açıktır. Bu konudaki mahsuben iadelerde de aynı şekilde işlem yapılması
gerekir. Bu durumda olan mükelleflerin mutlaka vergi iadesini düzeltme dilekçesi ile talep
etmeleri ön koşuldur.

Nihai tahakkuk ve mahsup şeklindeki nihai vergileme gününden itibaren bir yıl içinde red ve
iade konusunda mükellef tarafından bir talep söz konusu olmaz ise, artık mahsup sonrası kalan
bakiye vergi ve fonun iade talebi kabul edilmeyecek ve iade mümkün olmamaktadır. Yani
mahsup sonrası kalan vergi bir yerde nihai vergiye dönüşmektedir. Bu süre hak düşürücü bir
süredir.

Yararlı olması dileğiyle

Mustafa Dönmez
Gediz Ticaret ve Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı