VERGİ CEZA HUKUKUNDA UYGULAMA TEREDDÜTLERİ
Vergi Ceza hukukunda hürriyeti bağlayıcı cezalar açısından aşağıdaki hususlarda
tereddütler söz konusu olup reel sektörü ilgilendiren bu konuda makale yazmayı
ve inceleme yapmayı uygun buldum.

1. 1.ci uygulama tereddüt;
Vergi Ceza Hukuku açısından vergi ziyaı aranacak mıdır, aranmayacak mıdır ,


213 Sayılı Yasanın 359.cu maddesi uygulamasında , VUKNUN 341.Cİ MADDESİ
DEĞERLENDİRMEYE alınacak mıdır.


VUK nun 331-376 maddeleri arasında yer alan maddeler dördüncü kitap Ceza
hükümleri kısmıdır.


213 sayılı Vergi Usul Yasasındaki bu hükümler kendi içinde bir bütünlük teşkil eder.


Ceza hükümleri başlıklı ; 213 sayılı VUK nun 331.ci maddesinde de,


"... VERGİ KANUNLARI HÜKÜMLERİNE AYKIRI HAREKET EDENLER BU
KİTAPTA YAZILI VERGİ CEZALARI VE DİĞER CEZALAR İLE CEZALANDIRILIR..."
hükmüne yer verilmiştir.


Yine anılan kanunun , cezalandırmada vergi ziyaını arayan
341 maddesi , 331 - 343 maddelerinden müteşekkil olan VERGİ CEZA
HUKUKUNUN , CEZA HÜKÜMLERİNİN GENEL ESASLAR
KISMINDA YER ALMAKTADIR.

331 - 343 maddeler arasında yer alan Vergi Ceza Hukukunun Genel
esasları ;



213 sayılı vergi usul yasasının 331-363.cü maddeleri arasındaki hürriyeti bağlayıcı cezalar
açısından da, vergi ceza hükümlerin tanımlayıcı , yorumlayıcı ve
tamamlayıcı hükümleridir.



Vergi ceza hukukunun genel esasları ile ilgili hükümleri ve bu hükümler içinde yer
alan ve devlet aleyhine cürümün maddi unsuru yönüyle ;



"...VERGİ ZİYAINI ARAYAN 341.ci maddesi ..."


- Nasıl ikinci bölümdeki vergi cezalarını anlatan . 344 ve müteakip maddelerinin
uygulanması gereken ön şart ve maddi unsur ise ,

- Üçüncü bölümdeki 359.cu maddenin uygulanması açısından da ön şart ve maddi
unsurdur.

Sistematik olarak :


TCK nun genel esaslarını örneğin hata , sapma , ceza ehliyetinin olmaması,
tekerrür , kast , elverişli vasıta , icra başlangıcı vs gibi genel esaslara taaluk eden
hükümler nasıl tecziye ilişkin özel hükmün tatbiki sırasında değerlendirmeyi alınıyor
ve irdeleniyor ise ,


Vergi ceza hukukunda daha özel mahiyette düzenlenen genel esaslar olarak tanımlanan
331 - 343 maddeleri arasındaki genel esaslar ile ilgili hükümler de ,

344 ve müteakip maddelerin uygulanmasında 359.cu maddenin uygulamasında dikkate
alınacaktır ve buna göre de 359 uygulaması açısından 341 madde gereği vergi ziyaı
aranması yasal zorunluluktur.

Başlık hükmünde aynen nitelendiği üzere ,Genel esaslara anlatan hükümler olan
331-343 maddeleri içinde ,341.ci madde olarak yer alan ve vergi ziyanını
anlatan anılan,iş bu 341.ci madde hürriyeti bağlayıcı ceza açısından
hüküm olunacak tezciye vergi ziyaını aranacağının ve aranması gerektiğinin
birinci kanuni dayanağıdır.

341.madde değerlendirme dışı bırakılarak 344.cü maddeye ulaşması ve buradan
359'a gidilmesinin,yasa koyucunun iradesine aykırı olduğunu düşünüyoruz.

Vergi ziyaının aranması gerektğine ilişkin 2.özel hüküm,213 sayılı VUK nun
331.ci maddesindeki "... vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket .."kavramından
ne anlaşılması ile ortaya konabilir.

Vergi kanunlarından ne anlaşılması gerektiğini aynı kanunun 3.cü
maddesinde "... bu kanun hükümlerine tabi vergi,resim ve harç kanunlarını ifade eder..."
tanımlayıcı hükmünde gayet açıktır.

Bu tanıma göre VUK nuh maddi anlamda bir vergi kanunu değildir.Bir usul
kanunudur.


Yine bu konudaki 2001/1 sayılı Ankara Barosu Dergisinin 147-151 sahifelerinde
Yayımlanan,Sayın Ankara 6.cı Ağır ceza Mahkemesi üyesi i.Halit Akın'ın 4616
sayılı makalesinden de aynen yer verildiği üzere.

"... Yeni yasanın en çok tartışılması gereken fakat bu güne kadar hiç tartışılmayan
maddesi 1/5-j maddesi olup her türlü yoruma açıktır Genel olarak vergi resim ve
harçlarsa ilişkin kanunlarda yer alan suçları işleyenler hakkında bu kanun uygulanmaz.

maddesinin , hangi vergi kanunlarını kapsadığı belirgin değildir...görüldüğü gibi bu

haliyle 213 Sayılı yasa ceza hükmü taşıyan özel bir yasadır..."

Görüşümüze göre : "... vergi kanunlarından vergi usul kanununun anlaşılmasının

mümkün olmadığı açıktır..."


Burada yukarıdaki dayanaklara istinaden arz olunmak istenen şudur.

VUK'na göre vergi mükellefinin hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılabilmesi için

maddi anlamda vergi kanununa aykırılık söz konusu olmalıdır.


Bu nasıl olabilir.


Mesela , 193 Sayılı Gelir vergisi kanuna aykırılık gelir vergisinin eksik ödenmesi ile olur.

Mesela , stopaj gelir vergisinde eksik ödeme söz konusu olması vs.

Yani eksik ödenmesine yol açıldığına dair bir kamu tespiti olmadan 213 Sayılı

VUKL'nun 359.cu maddesinin uygulama olanağı bulunmadığını düşünüyoruz.



Bir mükellefe , vergi ziyaına sebebiyet verildiği iddia idilse idi , vergi ve vergi

cezası da sanık müvekkile salınsa idi , sanık konumundakivergi mükelllefinin

bu vergi ve vergi cezasına karşı dava açsa idi , Vergi Mahkemesi de vergi

ziyaı olmadığından vergi ve vergi cezasının kaldırılmasına karar verse idi , Yüksek

Yargıtay'ın "... Vergi Mahkemesi kararına göre ..." karar verilmesi

gerektiği ve Vergi Mahkemesi karar akıbetinin bekletici mesele olduğu yolundaki

Yüksek Yargıtay 9.cu Ceza dairesinin 23.5.1990 gün ve esas 1999/1411 karar

1990/2173 karar sayılı içtihadında da aşağıda arz olunduğu üzere,





"... genel mahkeme olan asliye ceza mahkemesinin daha özel mahkeme olan vergi mahkemesi
kararını beklemesi ve vergi mahkemesi kararına göre sanığın hukuki durumunun takdir ve
tespitide yerleşik uygulama ve istikrar kazanmış durum olup ..." yerleşik içtihatları
gereği ,sanık açısından Vergi Mahkeme Kararı kesin hüküm teşkil edecek ve beratine mesnet
olacaktı.


Farklı bazı görüşlerde ise,vergi ziyaı olmadığı,Maliye Denetim yetkilisince raporla ortaya
konulduğu halde ,olmayan vergi kaçakçılğından olmayan vergi kaybından ,vergi mükellefi sanık
olmakta ve vergi kaçakcısı olarak yargılanmaktadır.


VERGİ ZİYAININ ARANMASI GEREKTİĞİNDE İLİŞKİN 213 SAYILI YASANIN LAFZİ HÜKÜMLERİNDEN SONRA.


ŞİMDİ DE


VERGİ ZİYAININ ARANMASI GEREKTİĞİNE İLİŞKİN KAZAİ İÇTİHATLARA YER VERELİM.


17.3.1986 GÜN VE ESAS 1985/9-462 KARAR SAYILI YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURUL KARARI


"... sanığın düzenlediği gerçeğe aykırı faturalarla vergi ziyaına sebebiyet vermediği gibi
matrahını yüksek götermek suertiyle daha fazla oranda vergi yükümlülüğü altına girmiştir.
O halde vergi ziyaından söz etmek mümkün değildir.Vergi ziyaına sebebiyet vermeyen sanığın
eylemi maddede yazılı suçu oluşturmaz..."

28.12.1987 GÜN VE ESAS 1987/9-509 KARAR 1987/700 KARAR
SAYILI YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURUL
KARARI

"... sanığın düzenlediği gerçeğe aykırı faturalarla vergi ziyaına sebebiyet
vermediği gibi matrahını yüksek göstermek suretiyle daha fazla oranda vergi
yükümlülüğü alyına girmiştir. O halde vergi ziyaından söz etmek olası değildir.
Vergi ziyaına sebebiyet vermeyen sanığın eylemi meddede yazılı suçu oluşturmaz..."

YÜKSEK YARGITAY 11.Cİ HUKUK DAİRESİNİN 29.1.2001 GÜN VE ESAS
2000/6119 KARAR 2001/551 SAYILI KARARINDA ; ÖZETLE :

"...sanığın bastırdığı faturalardan bir kısmını başkasına kullandırarak , o
kişinin satışlarından doğan hasılatın gizlenerek vergi kaybına neden
olunması ... mahkumiyet hükmü kurulmasınu gerektirir..."

YÜKSEK YERGITAY 11.Cİ HUKUK DAİRESİNİN 26.2.2001 GÜN VE ESAS
2001/1068 KARAR 2001/2001/1791 SAYILI KARARINDA ;
ÖZETLE :

"...ait olduğu yılı takip eden beş yıl süreile saklanması ve istenildiğinde ibraz
edilmesi zorunluluğu bulunan belgelerin , 213 Sayılı Yasanın 13.cü maddesinde
gösterilen mücbir sebeplere veya kastı kaldıran diğer nedenlere dayanmayarak
yatkililere ibraz edilmeyip gizlenilmesinden doyalı VERGİ KAYBININ
MEVCUT OLDUĞUNUN KABULÜNDE ZORUNLULUK
VARDIR ..."

Yine anılan kararın gerekçesine ,
Tecziyeye hükmetmek için VERGİ ZİYAI ŞARTI şu şekilde açıklanmıştır.

28.12.1987 GÜN VE ESAS 1987/9-509 KARAR 1987/700 KARAR
SAYILI YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURUL
KARARI

"... sanığın düzenlediği gerçeğe aykırı faturalarla vergi ziyaına sebebiyet
vermediği gibi matrahını yüksek göstermek suretiyle daha fazla oranda vergi
yükümlülüğü alyına girmiştir. O halde vergi ziyaından söz etmek olası değildir.
Vergi ziyaına sebebiyet vermeyen sanığın eylemi meddede yazılı suçu oluşturmaz..."

YÜKSEK YARGITAY 11.Cİ HUKUK DAİRESİNİN 29.1.2001 GÜN VE ESAS
2000/6119 KARAR 2001/551 SAYILI KARARINDA ; ÖZETLE :

"...sanığın bastırdığı faturalardan bir kısmını başkasına kullandırarak , o
kişinin satışlarından doğan hasılatın gizlenerek vergi kaybına neden
olunması ... mahkumiyet hükmü kurulmasınu gerektirir..."

YÜKSEK YERGITAY 11.Cİ HUKUK DAİRESİNİN 26.2.2001 GÜN VE ESAS
2001/1068 KARAR 2001/2001/1791 SAYILI KARARINDA ;
ÖZETLE :

"...ait olduğu yılı takip eden beş yıl süreile saklanması ve istenildiğinde ibraz
edilmesi zorunluluğu bulunan belgelerin , 213 Sayılı Yasanın 13.cü maddesinde
gösterilen mücbir sebeplere veya kastı kaldıran diğer nedenlere dayanmayarak
yatkililere ibraz edilmeyip gizlenilmesinden doyalı VERGİ KAYBININ
MEVCUT OLDUĞUNUN KABULÜNDE ZORUNLULUK
VARDIR ..."

Yine anılan kararın gerekçesine ,
Tecziyeye hükmetmek için VERGİ ZİYAI ŞARTI şu şekilde açıklanmıştır.

"...Suçun dört kurucu unsuru vardır ve bunlar , sırasıyla ; kanuni
unsur , maddi unsur , hukuka aykırılı unsuru ve manevi unsurdan
ibarettir..."

(SULHİ DÖNMEZ - SAHİR ERMAN NAZARİ VE TATBİKİ CEZA
HUKUKU GENEL KISIM CİLT 1 BETA YAYINLARI 13.CÜ BASI
İSTANBUL 1997 S.331)


A.G.K tan ve anılan ilmi içtihattan örnek alıntı ile arz edersek ;
"...Gebe olmak durumu , çocok düşürücü hareketlerin yapılmasından mantıken ve
hukuken önce gelmek zorundadır ; bu ön şart gerçekleşmediği takdirde çocuk
düşürme suçu değil yerine göre müessir fiil veya gebe sanılan kadının çocuğunu
düşürmek için fiil ve hareketlerde bulunma suçu meydana gelir..."

(SULHİ DÖMEZER - SAHİR ERMAN NAZARİ VE TATBİKİ CEZA
HUKUKU GENEL KISIM CİLT 1 BETA YAYINLARI 13.CÜ BASKI İSTANBUL
1997 S.313 ) örneğinden hareketle ,

Bu ilmi içtihadı vergi ceza hukukuna taşırsak, nasıl gebe kalmadan çocuk
düşürme suçundan bahsedilemiyorsa ,

VUK nun 359 maddesine göre hürriyeti bağlayıcı vergi kaçakçılığı suçundan
bahsedebilmek için maddi anlamda vergi kanununa aykırı hareket ve vergi ziyaı
şartı aranması yasal zorunluluktur.

Öyleyse ;

Vergi ziyaına sebebiyet vermeyen kişinin , vergi kaçırma iradesi
olamayacağından , suçun maddi ve manevi unsurundan bahsedilemeyecektir.

Vergi Kaçakçılığı suçunun oluşabilmesi için , vergi kaçakçılığı maddi isnadına
davalı rapor yazılabilmesi ve Defterdarlık Makamının mütalaa verilebilmesi
için VERGİ ZİYAININ ÖN KOŞUL OLMASI GEREKILİLİĞİDİR.

Yine yaklaşım Dergisi şubat 2002 sayısında yayımlanan Gazi Üniversitesi hukukfakültesi
Prof.Dr.Atilla Özer konu ile ilgili makalaesinde vergi ziyaını neden aranması gerektiğini
şöyle tanımlamaktadır.


"...VUK' NUN 359.CU MADDESİ KAPSAMINDA SUÇ OLUŞTUĞUNDAN BAHSEDİLEBİLMESİ İÇİN MADDİ UNSUR
AÇISINDAN,SANIĞIN EYLEM FİİLİ DIŞ ALEMDE SONUÇ YARATMALIDIR..." demek suretiyle bu sonucunda
vergi ziyaı şeklinde aranamsına yer verilmiştir.

Yine; Hürriyeti bağlayıcı ceza ile tezciye talaebine dayalı olarak,dayanak olan 213 sayılı
VUK nun 4369 S.Y.ile değişik 359 maddenin b-1 hükmünü takip eden fıkrası aynı kanunun 371.ci
maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında bu
madde hükmü uygulanamaz." hükmü yer almaktadır.

371.ci maddeye göre ilgili makamlara bildirilecek durum "vergi ziyaıcezasını gerektiren kanuna
aykırı hareketlerdir."

Bu hükümlerin 331-376 maddeleri şeklindeki dördüncü kitap ceza hükümleri hepsi birlikte
yorumlandığında :359 ncu madde hükmü,vergi ziyaını gerektiren hükümler için uygulanacağı
sonucuna ulaşacaktır.

Vergi ziyaı olsa dahi;371 nci madde hükümlerinden yararlanılmışsa 359.cu madde hükümlerinde
hürriyeti bağlayıcı ceza uygulanmaktadır.

Dosyadaki vakıa ve maddi unsur olarak ortaya konan fiil, vergi ziyaı cezasını gerektiren
kanuna aykırı hareketlerden olmadığı için 371.ci maddenin pişmanlık hükümünden yararlanılmasıda
kanunen mümkün olmamaktadır.

Eğer vergi ziyaı şartı aranmaz ise burada da iki farklı uygulama karşımıza
çıkacaktır.


Vergi ziyaına sebebiyet veren , fiili VUK 359 maddesi kapsamında sanık
pozisyonu olmayan ise VUK 371.ci maddesindeki pişmanlıktan yararlananınca hürriyeti
bağlayıcı cezadan kurtulacak,


Vergi ziyaına sebebiyet vermeyen , fiili VUK 359 maddesi kapsamında sanık
posizyonu olmayan ise VUK 371.ci maddesindeki pişmalıktan yararlanması
mümkün olmadığından hürriyeti bağlayıcı cezadan kutulamayacaktır.


Yani VUK 359 maddesi eylemleriyle Devletinden vergi çalmayan , vergi ziyaı
maddesine göre pişmanlıktan yaralanan hürriyeti bağlayıcı ceza yönüyle paçayı
kurtaracaktır.


VUK 359 maddesi eylemleriyle Devletin vergi çalmayan , vergi ziyaı
uğratmadığı için 213 SK nun 371 maddesine göre pişmalıktan yararlanma şansı
da olmadığından hürriyeti bağlayıcı ceza yönüyle paçayı kurtaramayacaktır.


Yasa koyucunun böyle adaletsizliğe yol açacak iradesi olamaz , "şüpheden sanık
yararlanır..." kuralı gereği bu boşluk mükellef lehine değerlendirilmesi ve bu
gerekçe ile de "VERGİ ZİYAI ..." aranmalıdır.


2. 213 SVUK nuna göre 359 uygulamasında yasal unsur açısından kast ,
ilkesine şahsilik prensibinden aykırılıklar.


Reel kesim genelde yeminli mali müşavirlik tam tasdik kapsamında olması nedeniyle
Yeminli Mali Müşavirce düzenlenen tam tasdik raporuna göre devletine vergi
ödemektedir.


Ama bir belge ayıbı söz konusu olduğunda, belgeden haberi bile olmayan Tüzel Kişi
Yönetim kurulu günah keçisi olmaktadır.

Halbuki sanık kim olmalıdır,ehli hible konumunda olan YMM ile belgenin fiilen kimin eli
mahsülü ise ve alınmasında verilmesine tarafları kim ise,yani aslı maddi failikim ise
o olmalıdır.Bu konuda da eksik düzenleme söz konusudur.

3. LAFZEN GAYET AÇIK VE ANLAŞILIR OLAN TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMA HÜKMÜ NÜN DİKKATE ALINMASINDA
YASAL OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ.

VUK Dördüncü Kitabı 330 ila 337 ararsı maddeleri,Ceza Hükümlerini düzenlenmektedir.

376 Ek Madde 11/2 fıkrasında:

"Tarhiyattan önce uzlaşmaya varılması halinde tutanakla tespit edilen bu husus hakkında dava
açılamaz ve hiç bir mercie şikayette bulunamaz "

açık ve amir hükmü yer almaktadır.

Ek madde 11 ve 359 ncu maddeler,VUK nun CEZA HÜKÜMLERİ kitabında yer alan VERGİ İÇİN ÖZEL
HÜKÜMLERDİR.

Pişmanlık ve uzlaşma gibi VUK nun CEZA HÜKÜMLERİ içinde yer alan ve CEZA UYGULAMASINI ve
suçu ortadan kaldıran bu hükümlerin nazara alınmamasının yasal olmadığını düşünüyoruz.

Ceza hukukunun evrensel ilkeleri gereği 359 ncu madde değişiklik yapan 4369 sayılı yasanın
gerekcesine cezayı gerektiren fiilin KASI UNSURU taşıyıp taşımadığına bakılacağı,fiilin kasıt
unsuru taşımaması halinde,KABAHATTEN söz edileceği açıklanmıştır.

Vergi cezalarında da sanık mükellefin sebep olduğu fiilin ağırlığına göre ; vergi cezası olarak
usulsüzlük,Vergi kaçakçılığı (4369 sayılı kanunla vergi ziyaı suçu) cezası gibi farklılıklar
göstermektedir.

Bir yasa hükmü yürürlükte ise ,lafzı olarak ta da gayet açık ise
"... genellik prensibi ..." gereği başka türlü algılanöasına ve
yorumlanmasına olanak bulunmadığı düşüncemizi arz ile ,


anılan 376/ EK 1-11 maddesi hükmün lafzi olarak gayet açık ve anlaşılır
olduğunu arz ediyoruz .


213 Sayılı VUK madde 376 dan sonra ek madde 11 si , yürürlükte
bulunan anılan yasada "... TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMAYA
VARILMASI HALİNDE , TUTANAKLA TESPİT EDİLEN BU HUSUS
HAKKINDA DAVA AÇILMAZ VE HİÇBİR MERCİYE
ŞİKAYETTE BULUNULMAZ ..." hükmünün uygulamada olması ve
muhakeme engeli sayılması düşüncemizi arz ediyoruz.


Hali hazırda da tarhiyat öncesi uzlaşma işleyişi açısından,yasa hükmünde ve
uygulamanın işleyiş şeklinde 1.1.1995 öncesine dönüş olmuştur.1.1.1995 tarihinden
31.12.1998 tarihine kadar kaçakçılık suçlarına tallük eden vergi cezaları , uzlaşma
kapsamında değilken .


Şimdi 1.1.1999 tarihinden itibaren vergi ve ceza tarhiyatı , tarhiyat öncesi ve sonrası
uzlaşma kapsamındadır.


Mükellef anılan yasanın 11.ci maddesindeki yasa koyucu iradesine dayalı olarak
sorun var ise tarhiyat öncesiz uzlaşma ile sonuçlandırmaktadır.


Yüksek Yargıtay 11.ci Hukuk Dairesinin 22.1.2001 gün ve esas 200/5899
karar 2001/409 sayılı kararı ( YKD mart 2001 sayfa 458 )


Özetle ;

"...kaçakçılık cezalı tarhiyat yapılmasını gerektiren tespit nedeniyle salınacak vergi ve
kesilecek kaçakçılık suçu cezası , tarhiyat öncesi uzlaşma konusu yapılmaz ve usulsüz
olarak yapılan uzlaşma ceza hakimini bağlamaz ..." kazai içtihadı da görüleceği
üzere.( Bkz Esas Hk savunma dilekçemize eklediğimiz Ek12)

Ve anılan kararın ayrıntulı gerekçesinde

"... 213 sayılı kanunun 4008 sayılı kanunun 22.ci maddesi ile değişik ek 11.ci maddesinin
1.ci fıkrası ve suç tarihi itibariyle kaçakçılk cezalı tarhiyat yapılması gereken tespit nedeniyle
salınacak vergi ve kesilecek kaçakçılık suçu cezasının tarhiyat öncesi uzlaşma konosu yapılamayacağı
ve usülsüz olarak yapılan uzlaşmanın hakimi bağlamayacağı..."şeklinde görüleceği üzere .

Yerel mahkemenin "... tarhiyatöncesi uzlaşmanın ceza davasını etkilemeyeceği..."gerekcesi 1.1.1995-
31.12.14998 döneölerinde vergi kaçakçılığına talluk eden fiillerde uzlaşma imkanı kaldırılmıştır.

1.1.1999 tarihinden sonra ise
4369 sayılı yasanın 18.cı maddesi ile 376 ek11.ci maddenin 1.ci fıkrası değiştirilmiş ve tüm
vergi ve ceza tarhiyatlarında eskiye dönülmüş ve 1.1.1995 tarihinden önce uygulamada olan tarhiyat
öncesi uzlaşma sistemine geri dönülmüştür.

1999 yılından sonra yayınlanmış ilmi görüşler ve makalelere yer veriyoruz.

ADNAN ÇAVUŞ UĞURLUDAĞ CUMHURİYET SAVCISI

Yaklaşım dergisi EYLÜL 2000 SAYI 93 SAHİFE 184
"... Demek ki bu halde uzlaşmaya varılan vergi konusunda bir vergi kaçakçılığı fiili varsa
savcılık bu fiil hakkında kamu davası açmayacağı gibi dava açılmış ise
Mahkeme uzlaşmaya vergi ile ilgili kaçakçılık fiilinden dolayı faile ceza veremeyecektir.


DOÇENT DOKTOR ŞÜKRÜ KIZILOT GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ


Yaklaşım Dergisi sayı74 şubat1999 sahife31-33

"... Üçüncü dönem 1 ocak 1999 dan başlayan dönem vergi usül kanunun TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMA

başlıklı ek 11.maddenin yukarıda belirtilen 1.ci fıkrası 4369 sayılı yasanın 18.ci maddesiyle

31.12.1998 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin tarhiyatlardan başlatılmak

üzere 1.ocak 1999 tarihinde yürürlüğe girecek yeniden düzenlenmiştir..."



"...Uzaşmaya varılması halinde de , kaçakçılık suçu ile ilgili olarak olay savcılığa

intikal ettirilmeyecek , ya da ettirilse dahi ceza mahkemeleri Vergi Usul Kanunun ek

11.ci maddesinin ikinci fıkrasında '''... tarhiyattan önce uzlaşmaya varılması

halinde , tutanakla tespit edilen husus hakkında dava açılamaz ve hiçbir mercie şikayette

bulunulamaz...''' şeklinde yer alan özel hükme istinaden hapis cezası verme yoluna

gitmeyeceklerdir...'''



VUK' nun 359 maddesi uygulamada oturmadığından reel kesim

açısından tehlike arz eden bir maddedir. Bu maddenin ülke

gerçeklerine ve müteşebbisin önünü açacak şekilde yeniden

düzenlenmesi kaçınılmazdır.


Saygılarımla


Mustafa DÖNMEZ
Gediz Tİcaret ve Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı